Isı Yalıtımı

Doğadaki tüm olaylar enerjinin niteliğinin azalacağı yönde gelişmektedir. Masaya bırakılan bir fincan kahvenin zamanla soğuması ya da soğuk bir meşrubatın zamanla ısınması buna bir örnektir. Termodinamiğin 2. Yasası olarak bilinen bu olgu; 1850'li yıllarda William Rankin, Rudolf Clausius ve Lord Kelvin tarafından yapılan araştırmalar ile ortaya konulmuştur.

İnsanların konforlu bir yaşam sürebilmeleri; 20-22°C sıcaklık ve yüzde 50 bağıl nem değerine sahip olan ortamlarda mümkün olabilir. Kış aylarında dış ortam sıcaklıkları 20°C'nin oldukça altında seyreder. Yaz aylarında ise hava sıcaklıkları 20°C'nin oldukça üstündedir. Isı bir enerji türüdür ve Termodinamiğin 2. Yasası gereği ısı; yüksek sıcaklıklı ortamdan düşük sıcaklıklı ortama transfer olur. Bu nedenle yapılarda; kışın enerji kayıpları, yazın ise istenmeyen enerji kazançları meydana gelir. Bina içerisinde istenen konfor ortamının sağlanabilmesi için kı ş mevsiminde kaybolan ısının bir ısıtma sistemiyle karşılanması ve yaz aylarında kazanılan ısının bir soğutma sistemiyle iç ortamdan atılması gerekir. Gerek ısıtma gerek soğutma işlemleri için enerji harcanır. Bir yapıda ısı kazanç ve kayıplarının sınırlandırılması; ısıtma ve so ğutma amaçlı olarak tüketilmesi gereken enerji miktarının azaltılması anlamına gelir. Isıtma ve soğutma prosesleri; çoğunlukla sıcak veya soğuk akışkanların ilgili tesisatlar aracılığıyla taşınmasını gerektirir. Termodinamiğin 2. Yasası gereği sıcak olan akışkandan ortama doğru veya ortamdan soğuk akışkana doğru enerjinin niteliğini azaltan bir ısı transferi meydana gelmesi kaçınılmazdır. Isıtma ve soğutma sistemlerinin istenen performansla işletilebilmeleri için; bu kayıp ve kazançların miktarı göz önüne alınarak, akışkanın olması gerekenden daha sıcak veya soğuk olarak kullanılması gerekir. Bu durum ilave bir enerji tüketimine neden olur.

Yapılarda ve tesisatlarda ısı kayıp ve kazançlarının sınırlandırılması için yapılan işleme "ısı yalıtımı" denir. Teknik olarak, ısı yalıtımı, farklı sıcaklıktaki iki ortam arasında ısı geçisini azaltmak için uygulanır.

Isı yalıtımı yaparak binanın ömrünü uzatmak, kullanıcıya sağlıklı, konforlu mekanlar sunabilmek ve bina kullanım aşamasında yakıt ve soğutma giderlerinde büyük kazanım sağlamak mümkündür. Binaların ısıtılması amacıyla büyük oranda fosil yakıtlar kullanılır. Fosil yakıtların yakılması sonucu yanma ürünü olarak açığa çıkan gazlar, hava kirliliğine ve küresel ısınmaya neden olur. Isı yalıtımı uygulamaları ile konfor kosullarının olusturulmasında kullanılan enerji miktarının azalması, küresel ısınma ve hava kirliliğinin artmasını önler. Yapılarda kurallara uygun sekilde gerçeklestirilen ısı yalıtımının bireyler ve ülkeler açısından pek çok yararı vardır.Bunların en önemlisi ısı yalıtımının enerji tasarrufuna olan katkısıdır.

Isı Yalıtımı Enerji Tüketimini Azaltır
İnsanoğlu doğal kosullarda yasamını sürdürebilecek kürk vb. bir donanıma sahip olmadığından,tarih boyunca kendisi için uygun kosullara sahip doğal sığınaklarda veya kendi yarattığı yapay ortamlarda barınmak zorunda kalmıstır. Bu küçük ortamlarda enerji harcayarak kendisi için gerekli olan iklim kosullarını yaratarak en zorlu iklim dahi türünün yok olmasını önlemistir.

Baslangıçta duvarları çok kalın olan mağaralara sığınılarak dıs iklim kosullarından korunuluyordu.Yakılan küçük bir ateş insanlar için gerekli olan sıcaklık kosullarının olusmasına yetiyordu. Mağaralar terk edilerek zamanla; su kaynaklarına yakın bölgelerde yerlesik hayat düzenine geçildi. Bu dönemde insa edilen yapılarda günümüzdeki örneklerine göre daha kalın olan duvarlar kullanılıyordu. Nüfusun yoğunlasmasıyla bina sayısı artarak, sehirlesme yolunda ilk adımlar atıldı. Bir süre sonra su kaynaklarına olan yakınlık bir sosyal statü göstergesi haline geldi. Su kaynaklarından uzaklasıldıkça konutların değeri düsüyordu ve merkezi bölgelerde daha zengin olan kimseler ikamet ediyordu.

Tarih boyunca meydana gelen depremler, arsaların ekonomik bir değer haline gelmesi ve malzeme teknolojisindeki gelismelerle, insaat islerinde hafif ve ince yapı elemanları tercih edilmeye baslandı. Kalın duvarlar, ticari değere sahip yapılarda kullanma alanını azaltıyor ve ilk yatırım maliyetini artırıyordu. Depremlerde meydana gelen sismik titresimler neticesinde olusan moment etkisiyle hantal yapılar yıkılıyordu.

Yapı elemanlarının incelmesi neticesinde sağlanması gereken konfor kosulları için daha fazla enerjinin tüketilmesine ihtiyaç duyuldu. Birinci ve İkinci Dünya savasları ve ardından 1970'li yıllarda yasanan petrol krizi nedeniyle enerjinin önemi giderek arttı. Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu ile ilgili bilimsel çalısmalara önem verildi.Arsa maliyetleri ve kullanım alanları göz önüne alındığında yasadığımız ekonomik kosullar yapı elemanları için; hem mümkün olduğu kadar az yer kaplayan, hem de ısı kayıp ve kazançlarının az olduğu tasarımları zorunlu kılmaktadır. Yapı elemanlarının kalınlığını fazla artırmadan, binalarda ısıtma amaçlı enerji tüketiminin azaltılmasının hedeflendiği o dönemlerde ısı yalıtım malzemeleri bu ihtiyaca cevap veren bir çözüm olarak gelistirildi. Yeni ısı yalıtım malzemeleri; hem hafif olmaları hem de ısı geçisine karsı gösterdikleri yüksek direnç nedeniyle günümüz yapılarının vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Dört mevsimi yasayan ülkemizde, ısıtmanın yanı sıra soğutma ihtiyacı da gün geçtikçe artıyor.Konutlarda; kaybedilen veya kazanılan enerjinin büyüklüğü, ısıtma veya soğutma amacı ile tüketilen enerji miktarını belirlediğinden, enerji tasarrufu sağlamak için yasadığımız alanın ısı kaybı/kazancını azaltmak gerekir. Yapı bilesenleri üzerinden geçen ısıl enerji miktarını sınırlandırmak; bina kabuğunda ısı yalıtımı yapılması, yalıtımlı doğrama ve camların kullanımı ile mümkündür.

İnsanların yasam kalitesinden ve konforundan ödün vermeden, enerji tasarrufu sağlamak için alınabilecek üç önlem vardır. Bunlar, yüksek verimli cihazların kullanılması, otomasyon sistemleri ve ısı yalıtımıdır. Bu üç önlem arasında ilk sırayı ise ısı yalıtımı alır. Etkin bir ısı yapılmadığı binalarda, enerji tüketimi çok fazladır. Hesaplamalar, etkin bir ısı yalıtımı ile yapılarda ortalama yüzde 50 enerji tasarruf edilebileceğini ortaya koyuyor. Enerjinin verimli kullanılmaması, çevre kirliliğine neden olurken doğal yasamı da olumsuz etkiliyor.

Isı Yalıtımı Çevrenin Korunmasına Katkı Sağlar
Rusya'nın Çernobil bölgesindeki nükleer santralde ortaya çıkan bir arıza, nükleer enerjinin insanlar ve çevre için nasıl bir tehdit olusturduğunu apaçık gösterdi. 1988 yılındaki olayda, nükleer santralden sızan radyasyon, çok sayıda insanın hemen, çok daha fazla sayıda insanın da ölümcül hastalığa yakalanarak bir süre sonra hayatını kaybetmesine yol açtı. Bölgenin ekolojik dengesi tamamen bozuldu, sağlıklı yasam olanağı kalmadı. Çernobil'den sızıntı nedeniyle yayılan radyasyon, yalnızca santrali çevreleyen bölgeyi etkilemekle sınırlı kalmayarak hava akımlarıyla Avrupa'nın yakın ülkelerini ve Türkiye'yi de etkisi altına aldı. Bugün, özellikle Karadeniz bölgesinde, kanser vakalarında büyük bir artıs gözleniyor. Bilim adamları, kanser vakalarındaki artısın nedeni olarak, Çernobil'deki kazayı isaret ediyor.

İnsan ve çevre için tehdit olusturan ne yazık ki sadece nükleer enerji değil. Dünyanın enerji ihtiyacının yüzde 60'ından fazlasının elde edildiği fosil yakıtlar, belki de nükleer enerjiden çok daha büyük bir tehlikeye davetiye çıkarıyor; küresel ısınma...

Enerji ihtiyaçlarının artması ve verimli enerji kullanılmaması sonucunda; hava kirliliği artıyor.Hava kirliliğindeki bu artıs kendisini küresel ısınma ve iklim değisikliğiyle gösteriyor. Küresel ısınma tehdidi ve hava kirliliğini azaltmak; günümüzün en önemli konularının basında geliyor.Küresel ısınmanın, Çernobil'deki gibi trajik sonuçlarının henüz görünmüyor olusu, çevreciler ve bilim adamlarının sürekli uyarılarına karsın, kamuoyunda beklenen tepkinin ortaya çıkmasını engelliyor. Kıs mevsiminde ısı kayıplarının, yaz mevsiminde ise ısı kazançlarının azaltılması ile elde edilecek yakıt tasarrufu, beraberinde atmosfere atılan sera gazlarında da bir düsüs sağlayacaktır. Kömür, petrol gibi yakıtlar bir yandan gözle görülür biçimde hava kirliliğine yol açarken, diger yandan küresel ısınmaya ve buna baglı olarak iklim degisikliklerine yol açıyor.Fosil yakıtlar yandığında, renksiz ve yanmayan bir gaz olan karbondioksit açığa çıkar.Genellikle atmosferin alt tabakası troposferde bulunan karbondioksitin ekolojik denge açısından önemi büyüktür. Enerji tüketimindeki artıs sonucu, atmosferdeki karbondioksit miktarı yıldan artar. Bunun sonucunda, günes ısınlarının yeryüzüne gidişi ve yansıma ile dönmesi sırasında,çok fazla miktarda enerji soğurulur ve atmosferin sıcaklığı giderek yükselir. Küresel ısınma, sera gazları olarak adlandırılan gazların etkisiyle atmosfer sıcaklıgındaki bu yükselmenin bir sonucudur.

Hava kirliliğinin ve küresel ısınmanın trajik sonuçlarını yakınımızda hissetmiyor olabiliriz. Ancak,uzmanların uyarılarının dikkate alınması ve bu konuda harekete geçilmesi gerekir. Bu noktada yapılması gerekenlerin basında, yine yalıtım önlemleri gelir.

Enerjinin etkin kullanımını sağlayacak ısı yalıtımı önlemleri, fosil yakıt tüketimini azaltarak,küresel ısınmaya yol açan sera gazı emisyonlarının azalmasında önemli bir rol oynayacaktır.Yanı sıra ısı yalıtımı, yaz aylarında soğutma için kullanılan ve ozon tabakasına zarar veren soğutucu gazlara duyulan ihtiyacı da azaltacaktır. Azalan enerji gereksinimi; elektrik ihtiyacını,dolayısıyla elektrik üretimini ve üretimde kullanılan fosil yakıt miktarını; böylelikle de gaz salınımını azaltmış olacaktır.

Isı Yalıtımı Isıl Konfor Sağlar
Kapalı ortamlardaki ısıl kosullar, o ortamda yasayan insanların konforunu ve sağlığını doğrudan ilgilendirir.İnsanların çalısma verimlerini büyük ölçüde bulundukları ortamın sıcaklığı belirler.Çalısma ortamının ısıl kosulları, insanların bedensel ve zihinsel üretim hızını doğrudan etkiler.Çok soğuk ya da çok sıcak ortamların çalısma verimini düsürdüğü belirlenmistir. Yine çok soguk ortamların yol açtığı sağlık sorunları da is gücü kaybına ve buna bağlı sağlık harcamalarına neden olur. Ortam sıcaklığının is yerlerinde is kazalarına yol açtığı da belirlenmistir.

Bunları engellemek için yapılarda ısıl konforu sağlamak gerekir. Isıl konforu sağlamak için ortam sıcaklığı ile duvar iç yüzey sıcaklığı arasındaki sıcaklık farkı düsürülmelidir. Bu fark ne kadar yüksek olursa konfor da o kadar düsük olacaktır. Konforlu bir mekân için bu farkın en fazla 3°C olması gerekir.İç yüzey sıcaklıklarının düsük olması durumunda, ısının ortam içinde soğuk yüzeylere doğru hareketi, istenmeyen hava akımları olusturur. Bu hava akımları da konforu azaltarak hastalıklara neden olur.

İç yüzey sıcaklıkları ile ortam sıcakları arasındaki farkı azaltmak için ısı yalıtımı gerekir. Isı yalıtımı ile mekânın her noktasında homojen bir sıcaklık sağlanır ve hava akımları engellenir. Bu da hem konforlu hem de sağlıklı bir ortam sağlar.

İç ortamda üretilen su buharı, yapılara zarar veren bir potansiyele sahiptir. Su buharı; basınç farkı nedeniyle ısı akımı ile aynı yönde hareket ederek yapı elemanının gözeneklerinden geçer ve dıs ortama ulasmaya çalısır. Su buharının yapı elemanı içerisindeki bu geçisi sırasında, doyma veya daha düsük sıcaklıkta bir yüzeyle temas etmesi durumunda buharın bir kısmı yoğusarak su haline geçer. Yapı elemanları içerisinde birikerek yapıya ve konforumuza zarar verir. Yoğusma iç yüzeyde veya yapı elemanları içine meydana gelebilir. Bu nedenle, yapı elemanları tasarlanırken mutlaka yoğusma kontrolü yapılmalıdır.

Bina kabuğu tasarımında; bagıl nem degerinin, kısa süreler için bile 0,8'den yüksek olması durumunda iç yüzeylerde küf olusumu riski vardır. Yüzeyde meydana gelen yogusma, neme karsı hassas olan korunmamıs yapı malzemelerinde hasarlar olusmasına neden olabilir.Yüzeydeki nem miktarının fazla olması; telafisi olmayan, fiziksel degisikliklere (dökülme,kabarma vb.), kimyasal reaksiyonlara (paslanma vb.) ve biyolojik gelismelere (ahsabın çürümesi vb.) neden olarak konforumuzu bozar. Yapı elemanlarının ara yüzeylerinde meydana gelenyogusma, yapımızın yük tasıyıcı kısımlarında bulunan demirlerin paslanmasına neden oldugu için, yapı ömrünü tehdit eden unsurlardan biridir.

Yogusma riskinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için; yapı bilesenlerinin içinden birim zamanda geçen su buharı miktarı sınırlandırılmalı ya da yapı bileseninin tüm kesitindeki sıcaklık dagılımı doyma sıcaklıgının üstünde olmalıdır.

Yogusmanın hiç olmaması için, yapı bileseni içindeki tüm sıcaklıkların, su buharının doyma sıcaklıgından daha yüksek olması gerekir. Bu da yapı bileseninin dıs iklim kosullarından korunmasıyla, yani dıs cephe ısı yalıtım sistemleri ile saglanır. Böylece yapı bilesenlerinin, ısı yalıtımının sıcak tarafında kalmaları saglanır ve yogusma sıcaklıgının üstünde tutulur. Dolayısı ile yogusmanın zararlı etkilerinden korunulur.

Yogusmanın zararlı etkilerinden korunmak için yapılabilecek uygulamalardan biri de içten ısı yalıtımı uygulamalarıdır. Bu uygulamalarda, yapı bileseninin içerisinden geçen su buharının azaltılması için buhar difüzyon katsayıları, yüksek buhar dengeleyicileri kullanılabilir.İçten ısı yalıtımı uygulamaları ile iç yüzeyin sıcaklıgı su buharının doyma sıcaklıgının üzerinde tutularak küf, mantar, vb. olusumu engellenir. Ayrıca yapı bileseni içerisinden geçen su buharı miktarı sınırlandırılarak meydana gelebilecek yogusma miktarının yapı malzemelerine zarar vermesi önlenir.

Isı Yalıtımı Sağlıklı Yaşam Sunar
Isı yalıtımsız mekânlarda, olusan nemin hastalıklarla iliskisi bilinmektedir. Nemli ortamlar, mikroorganizmaların üremesi için uygun kosulları yaratır. Bu da ortamdaki havanın solunum yolları için zararlı hale gelmesine yol açar. Nemli ortamlar ve bu ortamlardaki küf olusumu, özellikle küçük çocukların astım hastalıgına yakalanma riskini büyük ölçüde artırır. Standartlara uygun olarak yapılmıs ısı yalıtımı, tüm bu sorunların olusmasını önler.

Arastırmalar, hava kirliliginin yogun yasandıgı bölgelerde gögüs hastalıklarına sahip kisi sayısında belirgin oranda artıs yasandıgını gösteriyor. Hava kirliligi nedeniyle nefes darlıgı, astım, bronsit, üst solunum yolu enfeksiyonları ve zatürree gibi gögüs hastalıklarına yakalanma oranı dogrudan artmaktadır. Hava kirliliginin saglık açısından en önemli etkisi ise, uzun dönemde görülüyor. Uzmanlar, akciger kanserinin hazırlayıcı etkenleri arasında ilk sırayı hava kirliligine veriyor. Ayrıca, hava kirliliginin kalp ve damar hastalıkları, mide ve bagırsak rahatsızlıklarına yol açtıgı, böbrek ve beyni olumsuz etkiledigi de uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor.

Bunun dışında hava kirliligi insanların psikolojik olarak olumsuz etkilenmesine de yol açıyor.Hava kirliliginin iç sıkıntısı olarak kendini gösteren etkilerinin yanı sıra diger psikolojik rahatsızlıkları tetikledigi de biliniyor. Isı yalıtımı uygulamaları ile ısıtma ve sogutma amaçlı kullanılan enerji miktarı daha az olacagından, hava kirliliği de azalacaktır.

Isı Yalıtımı İlk Yatırım ve İşletme Maliyetlerini Azaltır
Yukarıda ele aldığımız dogrudan yararlarının dışında ısı yalıtımının, dolaylı birçok faydası vardır. Isı yalıtımı yapılan yeni binalarda ısınma için daha az enerji gerekeceğinden, kazan büyüklüğü, radyatör sayısı ve kalorifer tesisatının diger ekipmanları daha az kullanılır. Radyatör sayısının ve dilimlerinin azalması, odaların kullanım alanını da artıracaktır. Isı yalıtımının yaygınlasması bu alanda yatırımları artıracak ve bu da issizliği azaltıcı bir gelişme olacaktır. Aynı zamanda tesisatlarda yapılan ısı yalıtımı, tesisatları korozyondan koruyarak ömrünü uzatacaktır.

Yalıtımlı ve yalıtımsız bir binanın KARŞILAŞTIRMASI
İstanbul'da inşa edilecek olan bir binanın yalıtılması ile işletme ve ilk yatırım maliyetlerinden elde edilebilecek parasal tasarrufu, bir örnekle anlatmak mümkün. Hesaplamalarda; taban alanı 200 m2 olan (her katında 90 m2'lik ikiser daireye sahip) 4 katlı bir apartman örnek alındı. Söz konusu binada; 264,4 m2'si betonarme kolon ve kiriş, 297,4 m2'si tuğla dolgu duvar olmak üzere, toplam 561,8 m2' dış duvar alanı mevcut. Kat yüksekliği 2,7 m olan binada, 86,2 m2 camlama bulunuyor.

Yalıtımsız durum (mevcut durum):
Yalıtımsız durumda binada herhangi bir ısı yalıtım malzemesi kullanılmamıstır. Dış duvarlar 19 cm tuğla üzerinde 2 cm iç ve dıs sıvaya sahiptir. Tavan ve tabanda da ısı yalıtımı bulunmuyor.

Yalıtımlı durum (TS 825'e uygun):
Yalıtımlı durumda ise binanın tavan, taban ve dıs duvarlarında; TS 825 “Binalarda Isı Yalıtımı Kuralları” ve “Isı Yalıtım Yönetmeligi”ne uygun olacak sekilde ısı yalıtım malzemelerinin kullanıldıgı varsayılmıstır.Tavanda 12 cm, tabanda 4 cm ve duvarlarda dıstan 4 cm ısı yalıtım malzemesi kullanılmıstır.

Böylece binanın yalıtımsız ve yalıtımlı durumları arasında dogalgaz tasarrufu ve yalıtım maliyeti açısından bir karsılastırma yapmak mümkün olmaktadır. Karsılastırmada pencerelerin etkisi ele alınmamıstır. Her iki durumda da binanın pencerelerinin 12mm bosluklu yalıtım camı ünitesi ve plastik dogramalı oldugu kabul edilmistir. TS 825'e göre binada uygulanacak yalıtım kalınlıgı belirlenmis ve yapı elemanlarının detayları olusturulmustur. Binanın ısıtma yükü ise TS 2164'e göre hesaplanmıstır.

Sonuçlar
Örnek binaya yapılan ısı yalıtımı uygulamasıyla; saglıklı ve konforlu yasam kosullarının olusturulması için gerekli yıllık ısıtma ihtiyacında yaklasık yüzde 60'lık azalma hesaplanmıstır.

Yalıtımsız binanın toplam ısı kaybı 79 kW., buna karsılık yalıtımlı binada toplam ısı kaybı 32 kW olarak hesaplanmıstır. Yalıtım uygulamalarının toplam ısı kaybını azaltıcı etkisi; ekonomik olarak hem isletme, hem de ilk yatırım maliyetlerine tesir edecektir.

İlk yatırım maliyetleri açısından mukayese
Toplam ısı kaybının düsük olması; kazan kapasitesinin küçülmesini, radyatör miktarının azalmasını ve ısıtma tesisatında kullanılan boruların çaplarının küçülmesini saglar. Bu durum ısıtma sistemi için gerekli olan ilk yatırım maliyetini düsürür.

Yalıtımsız binada toplam ısı kaybına baglı olarak kullanılması gereken kazanın kapasitesi 82 kW iken, yalıtımlı binada 35 kW'lık bir kazan tüm ihtiyaçları karsılar. Kazanın maliyetini öncelikle kapasitesi belirler. Yalıtımsız binada tesis edilmesi gereken kazanın maliyeti 2.531 $ iken TS 825'e uygun yalıtımlı binada kazan maliyeti 893 $'dır. Bu çalısmada ele alınan binaya yalıtım uygulanması ile kazan maliyetinden edilen tasarruf 1.638 $'dır.

Benzer sekilde; ısıtma yükünün yalıtım uygulaması ile azalması, ısı transfer yüzeyi saglayan radyatörlerin de miktarını ve dolayısıyla maliyetlerini düsürür. Yalıtımsız binada kullanılması gereken radyatör maliyeti 1.250 $ iken TS 825'e uygun yalıtımlı binada radyatör maliyeti 534 $'dır. Yalıtım uygulanan binada, radyatör maliyetinden 716 $ tasarruf edilmistir.

Yalıtımlı ve yalıtımsız bina ilk yatırım yönüyle ele alındıgında; yalıtımsız binada ısıtma sistemi için 3.781 $ yatırım gerekirken, yalıtımlı binada sadece 1.427 $'lık bir yatırım yeterlidir. Yalıtım uygulaması ile ısıtma sisteminin kurulmasında 2.354 $ tasarruf elde edilir. Bu gider sadece bir defaya mahsustur.

İşletme Maliyetleri Açısından Mukayese
Toplam ısı kaybının düsük olmasının bir baska getirisi de ısıtma için gereken yakıt miktarının azalması ve isletme maliyetlerinin düsmesidir. Yalıtımsız binada, ısıtma periyodu boyunca yıllık 4.683 $ degerinde 23.413,75 m3 dogalgaz yakılması gerekirken, yalıtımlı binada aynı zaman aralıgında 2.000 $ degerinde 9.993,67 m3 dogalgaz kullanılması yeterlidir. Dolayısıyla isletme maliyetleri ele alındıgında; yalıtım uygulaması ile yıllık 2.683 $ tasarruf yapılmaktadır.

Yalıtım uygulamasının belirli bir maliyetinin olması kaçınılmazdır. Bu binanın yalıtımı 11.980 $ degerinde bir ilk yatırım maliyetine sahiptir. Fakat ısıtma sisteminin ilk yatırım maliyetinden 2.354 $ tasarruf edilmesi ile yalıtım uygulamasının ilk yatırım maliyeti 9.626 $ olarak düsünülebilir. Söz konusu bu yatırım maliyeti, isletme maliyetlerinden elde edilen tasarruf göz önüne alındıgında (9.626 $ / 2.683 $) yalıtım uygulamasının, binanın 4. kullanım yılında kullanıcısına kâr ettiren bir yatırım oldugu ortaya çıkar.

Bu çalısmada binada yaz mevsiminde sogutma yapılmadıgı göz önüne alınmıstır. Dolayısıyla, hem ısıtma hem de sogutma sistemlerinin ilk yatırım ve isletme maliyetlerinden önemli ölçüde tasarruf saglayan yalıtım uygulamalarının, sadece ısıtmadaki etkisi ile yalıtım için yapılması gereken yatırımın 4 yılda kendini geri ödedigi sonuç elde edilmistir. Sogutma sistemine de sahip olan binalarda sistem kendini çok daha kısa sürede geri ödeyecektir.

Yalıtımsız binanın toplam ısı kaybı 79 kW, yalıtımlı binanın toplam ısı kaybı 32 kW olarak hesaplanmıstır.İlk yatırım ve isletme maliyetleri açısından iki yapı asagıda karşılaştırılmıştır.

Enflasyonun olmadıgı ve yakıt fiyatının hiç artmadıgı düsünülse dahi, geri ödeme süresi hesaplandıgında 3-4 yıl sonucuna ulasılır. Geri ödeme süresi; enflasyon oranının yüzde 5 olması durumunda; 2-3 yıl, yüzde 10 olması durumunda ise neredeyse 2 yıldır.

Isı Yalıtımı Nasıl Yapılır?
Isı yalıtımı binaların; çatılarına, dısa veya garaj, depo gibi kullanılmayan bölümlere bakan duvarlarına, toprak veya içerisinde yasanmayan mahaller ile daireleri ayıran dösemelerine, tesisat boruları ile havalandırma kanallarına yapılır. Ayrıca özel kaplamalı yalıtım camı üniteleri ve yalıtımlı dogramalar kullanılarak kısın pencerelerden olusan ısı kayıpları azaltılır, yazın binaya günes ısısı girisi sınırlanır. Böylece ısıtma ve sogutma için harcanan enerjiden tasarruf sağlanır.

Isı yalıtımının faydalarından tam anlamıyla yararlanmak için, evlerin kısın soguk, yazın sıcak kısımlara bakan tüm duvar ve dösemeleri, çatıları mutlaka yalıtılmalı ve nitelikli pencere kullanılmalıdır. Isı yalıtımı, binanın temelinden çatısına kadar dısa veya kullanılmayan kısımlara bakan yüzeylerine, ısı geçisini azaltan özel yalıtım malzemelerinin uygulanması ile yapılır.

Çatıların yalıtımında çatıların sekline göre degisen yalıtım uygulamaları vardır. Çatılarda ısı yalıtımı, levha veya silte biçiminde çesitli yalıtım malzemeleriyle yapılır. Çatı örtüsü ile tavan dösemesi arasında kullanılmayan boslukların oldugu binalarda, ısı yalıtımı tavan dösemesi üzerine serilerek uygulanır. Çatı arasının yasam mekânı olarak kullanıldıgı binalarda ısı yalıtımı çatı seviyesinde yapılır. Ahsap konstrüksiyon çatılarda ısı yalıtımı merteklerin arasına, altına veya üstüne yapılabilir. Betonarme kırma çatılarda ise genellikle beton yüzeyin üstüne yapılır.Teras çatılarda ısı yalıtımı, su yalıtım katmanının üstüne veya altına yapılabilir. Isı yalıtımı levhalarının su yalıtımının üzerinde yer aldıgı detaya “ters teras çatı”; su yalıtımı katmanının ısı yalıtımı levhalarının üzerinde bulundugu detaya ise “geleneksel teras çatı” denilmektedir. Ters teras çatı detaylarında su yalıtım örtüleri aynı zamanda buhar kesici vazifesi görmektedir.Çatılarda ısı, su, ses ve yangın yalıtımı detayları birlikte çözülmeli ve konforlu ortam elde etmek için malzemeler birbirleriyle uyumlu seçilerek mutlaka yogusma tahkiki yapılmalıdır.

Duvarlarda yalıtım ise, çesitli malzemelerin genellikle duvarlara monte edilmesiyle, binanın dısından, içinden veya iki duvar katmanının arasından yapılabilir. Dıstan yapılan uygulamalar ile cephenin tümüne ısı yalıtım malzemeleri sabitlenebildiginden; ısı köprüleri olusmaz. Aynı zamanda uygulama dıs taraftan yapıldıgı için duvarlar sıcak kalır ve yogusma meydana gelmez.Dıs cephelerde kullanılacak olan ısı yalıtım levhaları bu uygulama için özel olarak üretilmis olmalıdır.

Pencerelerde iyi bir ısı yalıtımı, kaliteli, sızdırmaz, dogru uygulanmıs ve düsük ısı geçirgenlik degerlerine sahip dogramalar ve yalıtım camı üniteleri ile mümkündür. Binalardaki kapılar da enerji verimliligi göz önüne alınarak seçilmelidir.

Isı yalıtımının önemli bir unsuru da tesisatların ve ekipmanlarının (vana, armatür vb.) yalıtılmasıdır. Isıtma veya sogutma tesisatında yalıtım özellikle ısıtılmayan veya sogutulmayan hacimlerden geçen tesisat boru veya kanallarının yalıtım malzemeleriyle kaplanması ile yapılır.Sogutma ve ısıtma tesisatlarının ısı yalıtımı ile büyük enerji tasarrufu saglanır, isletme maliyeti düser. Buhar ve kaynar su tesisatlarında yüzey sıcaklıgının yüksek olması nedeniyle insanların kazaya ugramasının önüne geçilmis olur. Ayrıca kazan dairesinin asırı ısınmasından dolayı diger sistemlerin zarar görmesi ve ısı köprüleri önlenir.

Isı yalıtımı, yalnızca çesitli yalıtım malzemeleriyle yapılan bir islem olarak algılanmamalıdır. Isı yalıtımı daha tasarım asamasında baslaması gereken bir süreçtir. Isı kaybını etkileyen en önemli unsurların basında, yapının içinde bulundugu çevresel faktörler gelir ve tasarımcılar bu faktörleri dikkate almalıdır.

Isı yalıtımını etkileyen dıs faktörler sunlardır:
- Cografi özellikler: Enlem-boylam, binanın bulundugu bölgenin egimli ya da düz, yesil ya da kurak olusu gibi
- İklim özellikleri
- Rakımı
- Arsanın özellikleri: Yön, komsu parsellerle beraber arsanın imar durumu özellikleri
- Mekânların bakacagı yönler: Yasam mekânlarının kuzeye bakmaması ve oturma odasının güneye, yatak odasının doguya bakması gibi.

Etkin bir ısı yalıtımı için bu faktörlerin, tasarım açısından baslayarak dikkatle ele alınması ve binanın bu dıs etkilere en fazla direnç gösterecek sekilde tasarlanması gerekir.

Isı Yalıtım Malzemeleri
Isı yalıtım malzemeleri; ısı kayıp ve kazançlarının azaltılmasında kullanılan yüksek ısıl dirence sahip özel malzemelerdir. Avrupa standartlarında ısı iletkenlik katsayıları 0,06-0,10 W/m.K'nin altında olan malzemeler, ısı yalıtım malzemeleri olarak tanımlanır.

Isı yalıtımı amacı ile kullanılan ürünler açık gözenekli ve kapalı gözenekli olarak sınıflandırılabilir. Açık gözenekli veya elyaflı malzemelere; camyünü, tasyünü (mineral yünler), ahsap yünü, seramik yünü, cüruf yünü; kapalı gözenekli malzemelere ise EPS genlestirilmis polistiren, XPS ekstürüde polistiren, elastomerik kauçuk, polietilen köpügü, cam köpügü örnek verilebilir.

Bu malzemeler genellikle çatı, duvar, döseme ve zemin gibi yapı elemanlarında ve tesisatlarda kullanılır. Bu malzemelerin yanı sıra pencereleri olusturan kaliteli dogramalar ile yalıtım camı üniteleri de ısı yalıtımında büyük önem tasır.

Yalıtım camı üniteleri türlerine göre asagıda gruplanmıstır:
- Standart yalıtım camı üniteleri
- Özel ısı kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri
- Özel ısı ve günes kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri

Isı yalıtım ürünlerinin temel amacı, yapı elemanlarının ısı iletim direncini artırmaktır. Bu nedenle bu ürünlerin yalıtma özelligini ısı iletim katsayıları belirler. Isı iletim katsayısı ne kadar düsükse, o ürünün yalıtım özelligi artar. Bu nedenle, yalıtım ürünlerinin ısı iletim katsayısının düsük olması istenir. Yanı sıra uygulanacagı detaya göre yalıtım malzemelerinin; ses sönümleme degerleri, yangın karsısındaki performansları, su emme degerleri, donma çözülme dayanımı,yük altındaki uygulamalar için basma dayanımları malzeme seçiminde önemli rol oynar.Kullanım kolaylıgı ve ekonomik olması da ısı yalıtım ürünlerinde aranan diger özelliklerdir.Uygulama alanlarına göre kullanılan ısı yalıtım malzemeleri, asagıda standartları ile birlikte listelenmistir:

I. Yapı Yalıtımı:
Duvar (dolgu duvar, kolon kiris), döseme, çatı uygulamaları:
- Camyünü [TS 901 / TS 901-1 EN 13162]
- Tasyünü, [TS 901/ TS 901-1 EN 13162]
- Genlestirilmis polistiren (EPS) [TS 7316 EN 13163]
- Ekstrüde polistiren (XPS) [TS 11989 EN 13164]
- Poliüretan (PUR) [TS EN 13165]
- Fenol köpügü [TS EN 13166]
- Cam köpügü [TS EN 13167]
- Ahsap yünü levhalar [TS EN 13168]
- Genlestirilmis perlit (EPB) [TS EN 13169]
- Genlestirilmis mantar(ICB) [TS EN 13170]
- Ahsap lifli levhalar [TS EN 13171]

II. Yalıtım Camı Üniteleri:
- Standart yalıtım camı üniteleri [TS 3539; EN 1279]
- Özel ısı kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri [TS 3539; EN 1279; TS EN 1096]
- Özel ısı ve günes kontrol kaplamalı yalıtım camı üniteleri [TS 3539; EN 1279; TS EN 1096]

III. Teknik (Endüstriyel) Yalıtım:
- Camyünü, [TS 7232, prEN 14303]
- Tasyünü, [TS 7232, prEN 14303]
- Elastomerik kauçuk (FEF) [prEN 14304]
- Cam köpügü (CG) [prEN 14305]
- Kalsiyum silikat (CS) [prEN 14306]
- Ekstrüde polistiren (XPS) [prEN 14307]
- Poliüretan (PUR / PIR) [prEN 14308]
- Genlestirilmis polistiren (EPS) [prEN 14309]
- Polietilen köpük (PEF) [prEN 14313]
- Fenolik köpük (PF) [prEN 14314]